Akasha – Video Transkripsiyonu

─░├ž D├╝nyalar, D─▒┼č D├╝nyalar – B├Âl├╝m 1: Akasha

Video Transkripsiyonu

Ba┼člang─▒├žta Logos, B├╝y├╝k Patlama… ─░lksel “OM” vard─▒. B├╝y├╝k Patlama Teorisi, Fiziksel evrenin teklik ad─▒ verilen, bir toplu i─čne ba┼č─▒ndan milyarlarca kat k├╝├ž├╝k ve Hayal edilemeyecek kadar s─▒cak ve yo─čun olan tek bir noktadan yay─▒ld─▒─č─▒n─▒ s├Âyler. Fakat bunun ni├žini veya nas─▒l─▒ndan bahsetmez. Bir ┼čey ne kadar gizemliyse, onu ayn─▒ ├Âl├ž├╝de anlad─▒─č─▒m─▒z─▒ varsayar─▒z. Sonunda yer├žekiminin geni┼člemeyi yava┼člataca─č─▒, ya da evreni b├╝y├╝k bir ├žat─▒rt─▒yla b├╝z├╝┼čt├╝rece─či d├╝┼č├╝n├╝l├╝yordu. Ancak, Hubble uzay teleskobundan gelen g├Âr├╝nt├╝ler, evrenin h─▒zlanarak geni┼člemeye devam etti─čini g├Âsteriyor. Evren, B├╝y├╝k Patlama’dan beri git gide artan bir h─▒zla b├╝y├╝mekte. Her nas─▒lsa, evrende Fizik├žilerin ├Âng├Ârd├╝─č├╝nden daha fazla k├╝tle bulunuyor. Fizik├žiler kay─▒p k├╝tleyi a├ž─▒klayabilmek i├žin evrenin sadece %4’├╝n├╝n atomik maddeden, bir di─čer deyi┼čle, bizim normal kabul etti─čimiz maddeden olu┼čtu─čunu s├Âylemeye ba┼člad─▒. Daha ├Ânce bo┼čluk oldu─čunu d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝z evrenin %23’├╝n├╝ karanl─▒k madde, %73’├╝n├╝ ise karanl─▒k enerji olu┼čturmakta. T─▒pk─▒ b├╝t├╝n evrene ula┼čarak her ┼čeyi birbirine ba─člayan g├Âr├╝nmez bir sinir sistemi gibi.

Eski Vedik ├Â─čretmenler ‘Nada Brahma’ anlay─▒┼č─▒n─▒, yani evrenin titre┼čimden ibaret oldu─čunu ├Â─čretirlerdi. T├╝m ger├žek sprit├╝el deneyimler ile bilimsel ara┼čt─▒rmalar─▒n k├Âkeninde titre┼čimsel b├Âlgenin oldu─čunu. Azizlerin, Budalar─▒n, yogilerin, mistiklerin rahiplerin, ┼čamanlar─▒n, kahinlerin kendi i├žlerine bakarak g├Âzlemledikleri ┼čey… Ona tarih boyunca Aka┼ča, ─░lksel Om, Indra’n─▒n m├╝cevher a─č─▒, k├╝relerin m├╝zi─či… ve daha binlerce farkl─▒ isim verilmi┼čtir. Bu alan, b├╝t├╝n dinlerin ortak temeli ve i├ž d├╝nyam─▒z ile d─▒┼č d├╝nyam─▒z aras─▒ndaki ba─člant─▒d─▒r.

Y├╝zy─▒ldaki Mahayana Budizimi’nde, g├╝n├╝m├╝z├╝n ileri seviye fizi─činden ├žok da uzak olmayan bir kozmoloji tan─▒m─▒ yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Indra’n─▒n m├╝cevheri, ├žok daha eski bir Vedik ├Â─čretiyi tan─▒mlamak i├žin kullan─▒lan bir metafordur: Evrenin kuma┼č─▒ birlikte ├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Tanr─▒lar─▒n kral─▒ Indra, g├╝ne┼či do─čurmu┼čtur ve r├╝zgar ile sular─▒ hareket ettirir. T├╝m boyutlara ula┼čan bir ├Âr├╝mcek a─č─▒ hayal edin. Bu a─č, ├ži─č damlalar─▒ndan olu┼čmu┼čtur. Her bir ├ži─č damlac─▒─č─▒, di─čer t├╝m ├ži─č damlalar─▒n─▒n yans─▒mas─▒n─▒ i├žerir ve yans─▒yan b├╝t├╝n su damlalar─▒nda, di─čer ├ži─č tanelerinin yans─▒malar─▒n─▒ bulursunuz. Bu a─č─▒n tamam─▒, t├╝m yans─▒malar─▒ ile birlikte, sonsuzlu─ča kadar uzan─▒r. Indra’n─▒n a─č─▒, holografik bir evren olarak betimlenebilir. En ufak bir ─▒┼č─▒k demeti bile, b├╝t├╝n├╝n eksiksiz ├Âr├╝nt├╝s├╝n├╝ kapsar.

S─▒rp-Amerikan bilimadam─▒ Nikola Tesla’dan, kimi zaman ’20. y├╝zy─▒l─▒ icat eden adam’ olarak bahsedilir. Tesla alternatif ak─▒m elektri─čin ve g├╝nl├╝k hayat─▒m─▒z─▒n bir par├žas─▒ olmu┼č, daha pek ├žok icad─▒n arkas─▒ndaki isimdi. Tesla, eski vedik geleneklerine olan ilgisinden dolay─▒, bilimi alg─▒lay─▒┼č bi├žimi a├ž─▒s─▒ndan hem do─ču, hem de bat─▒ prensiplerine g├Âre benzersiz bir konumdayd─▒. Tesla, t├╝m b├╝y├╝k bilimadamlar─▒ gibi d─▒┼č d├╝nyan─▒n gizemleri ile derinlemesine ilgiliydi, fakat ayn─▒ zamanda kendi i├ž d├╝nyas─▒n─▒ da derinlemesine inceledi. Eski yogiler gibi Tesla da her ┼čeyi kapsayan …bu eterik alan─▒ tarif etmek i├žin ”Aka┼ča” terimini kulland─▒. Tesla,Yogi Swami Vivekananda ile birlikte ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒. Vedik ├Â─čretilerde Aka┼ča, bo┼člu─čun kendisidir; titre┼čimle e┼č zamanl─▒ olarak var olan, di─čer elementlerin doldurdu─ču bo┼čluk. Bu ikisi birbirinden ayr─▒lamaz. Aka┼ča Yin, Prana ise Yang’d─▒r.

Aka┼ča’y─▒, bir di─čer deyi┼čle, temel maddeyi kavramla┼čt─▒rmam─▒zda bize yard─▒m edebilecek modern kavramlardan biri, fraktaller kavram─▒d─▒r. Bilgisayarlar─▒n 1980’lerdeki geli┼čimine kadar do─čadaki ├Âr├╝nt├╝leri ger├žek anlamda canland─▒ram─▒yor ve matematiksel olarak tekrarlayam─▒yorduk. Fraktal terimi 1980 y─▒l─▒nda, s─▒n─▒rl─▒ bir ├žer├ževe i├žinde tekrarland─▒klar─▒nda, sonsuz say─▒da de─či┼čken matematiksel ya da geometrik formlar olu┼čturan baz─▒ basit e┼čitlikler ├╝zerinde ├žal─▒┼čan matematik├ži, Benoit Mandelbrot taraf─▒ndan bulundu. S─▒n─▒rl─▒lar, ama ayn─▒ zamanda da sonsuzlar. Bir fraktal; par├žalara b├Âl├╝nebilen ve b├Âl├╝nd├╝─č├╝ her bir par├ža en az─▒ndan yakla┼č─▒k olarak, b├╝t├╝n ├Âr├╝nt├╝n├╝n k├╝├ž├╝lt├╝lm├╝┼č bir kopyas─▒ olan p├╝r├╝zl├╝ bir geometrik ┼čekildir. ├ľzbenzerlik ad─▒ verilen bir nitelik. Mandelbrot’un fraktalleri, Tanr─▒’n─▒n parmak izi olarak adland─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r. Do─čan─▒n kendisi taraf─▒ndan yarat─▒lm┼č bir sanat eserine bakmaktas─▒n─▒z.

Mandelbrot Fig├╝r├╝ belli bir y├Ânde ├ževrildi─či takdirde, bir ├že┼čit Hindu Tanr─▒s─▒ veya Buda’y─▒ and─▒r─▒r. Bu Fig├╝re ”Buddhabrot Fig├╝r├╝” ad─▒ verilmi┼čtir. E─čer baz─▒ antik sanat ve mimari ├Â─čelerine bakarsan─▒z, insanlar─▒n g├╝zellik ve kutsall─▒─č─▒ ├žok uzun zaman ├Ânce fraktal ├Âr├╝nt├╝lerle ba─čda┼čt─▒rm─▒┼č olduklar─▒n─▒ g├Âr├╝rs├╝n├╝z. Son derece karma┼č─▒k ancak yine de her bir par├ža b├╝t├╝n├╝ tekrar olu┼čturmak i├žin gerekli olan tohumu i├žeriyor. Fraktaller, matematik├žilerin evrene ve evrenin nas─▒l i┼čledi─čine dair g├Âr├╝┼člerini de─či┼čtirdi. Her yeni b├╝y├╝tme seviyesinde, as─▒l par├žaya k─▒yasla, baz─▒ de─či┼čiklikler g├Âzlemlenir. Bir fraktal ayr─▒nt─▒ katman─▒ndan di─čerine ge├žerken, sabit katsay─▒ de─či┼čim ve d├Ân├╝┼č├╝mleri meydana gelir. Bu d├Ân├╝┼č├╝m, kozmik sarmald─▒r. Zaman-mekan matrisinin, i├že g├Âm├╝l├╝ zekas─▒. Fraktaller do─čalar─▒ gere─či kaotiktir; yani ayn─▒ anda hem parazit, hem de d├╝zen i├žerir. Zihnimiz bir ├Âr├╝nt├╝y├╝ fark etti─činde ya da tan─▒mlad─▒─č─▒nda, bunu bir nesne olarak alg─▒layarak, ona odaklan─▒r─▒z. G├╝zel oldu─čunu d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝z ├Âr├╝nt├╝leri bulmaya ├žal─▒┼č─▒r─▒z. Ancak bu ├Âr├╝nt├╝leri akl─▒m─▒zda tutabilmek i├žin, fraktalin geri kalan─▒n─▒ bir kenara b─▒rakmak durumunda kal─▒r─▒z. Bir fraktali duyular─▒m─▒zla alg─▒lamaya ├žal─▒┼čmak, onun hareketini k─▒s─▒tlamakt─▒r. Evrendeki enerjinin tamam─▒ n├Âtr, zamans─▒z ve boyutsuzdur.

Bizlerin yarat─▒c─▒l─▒─č─▒ ile ├Âr├╝nt├╝leri fark etme kapasitesi, mikrokozmos ile makrokozmos aras─▒ndaki ba─č─▒n ta kendisidir. Dalgalar─▒n zamans─▒z d├╝nyas─▒ ile nesnelerin kat─▒ ├ólemi. G├Âzlem, d├╝┼č├╝ncenin do─čas─▒nda var olan ve s─▒n─▒rlamalar vas─▒tas─▒yla ger├žekle┼čen bir yarat─▒m eylemidir. Nitelendirir ve isimlendirirken, asl─▒nda nesnelerin kat─▒l─▒─č─▒n─▒ olu┼čturan il├╝zyonu yarat─▒yoruz. Filozof Kierkegaard, …”Beni isimlendirirsen, h├╝k├╝ms├╝z k─▒lars─▒n,” demi┼čtir. Bana bir isim, bir tan─▒m atfetti─čin takdirde… olabilece─čim t├╝m di─čer ┼čeyleri h├╝k├╝ms├╝z k─▒lars─▒n. Bir taneci─či saptayarak ve isimlendirerek onu kilitlersin, ancak bir yandan da varl─▒─č─▒n─▒ tan─▒mlamak suretiyle, onu yaratm─▒┼č olursun. Yarat─▒c─▒l─▒k, bizlerin mutlak do─čas─▒d─▒r. Nesnelerin yarad─▒l─▒┼č─▒, beraberine kat─▒l─▒k il├╝zyonunu yaratan zaman kavram─▒n─▒ getirir.

Einstein, bo┼č uzay oldu─čunu d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝z ┼čeyin hi├žlikten ibaret olmad─▒─č─▒n─▒, bu ┼čeyin kendine has nitelikleri oldu─čunu ve Uzay─▒n do─čas─▒n─▒n temelinde neredeyse ak─▒l almaz b├╝y├╝kl├╝kte bir enerjinin yatt─▒─č─▒n─▒ fark eden ilk bilimadam─▒ olmu┼čtur. Tan─▒nm─▒┼č Fizik├ži Richard Feynman bir seferinde, ”Uzay─▒n tek bir metre k├╝p├╝, d├╝nyan─▒n b├╝t├╝n okyanuslar─▒n─▒ kaynatabilecek kadar enerji bar─▒nd─▒r─▒r,” demi┼čtir. Deneyimli meditasyoncular, evrendeki en b├╝y├╝k g├╝c├╝n, dinginlikte oldu─čunu bilirler. Buda’n─▒n, bu temel madde i├žin kulland─▒─č─▒ bir tabir daha vard─▒r: Buda’n─▒n ‘Kalapas’ olarak tan─▒mlad─▒─č─▒ ┼čey, saniyede trilyonlarca kez y├╝kselen ve sona eren minik par├žac─▒k ya da dalgac─▒klard─▒r. Bu bak─▒mdan, ger├žekte olan ┼čey… bir s├╝reklilik ill├╝zyonu olu┼čturmak i├žin holografik bir kameradan, h─▒zla ge├žen bir dizi g├Âr├╝nt├╝ karesidir. Bu ill├╝zyon, ancak bilin├ž tam anlam─▒yla durgunla┼čt─▒─č─▒nda anla┼č─▒l─▒r ├ž├╝nk├╝ bilin├ž, bu ill├╝zyonu devam ettiren ┼čeyin kendisidir.

Var olan her ┼čeyin titre┼čim oldu─ču ger├že─či, Do─ču’nun eski geleneklerinde, binlerce y─▒ld─▒r anla┼č─▒lagelmi┼čtir. ”Nada Brahma” – evren, sestir. ”Nada” kelimesi ses ya da titre┼čim anlam─▒na gelir. ”Brahma” ise Tanr─▒’n─▒n ad─▒d─▒r. Brahma ayn─▒ anda hem evren, hem de yaradand─▒r. Sanat├ž─▒ ve sanat eseri birbirinden ayr─▒lamaz. Eski Hindistan’da bulunan en eski insan kay─▒tlar─▒ndan biri olan Upani┼čad’da, ”Yaradan Brahma, bir lotusta otururken g├Âzlerini a├žar… ve d├╝nya birden var olur. Brahma g├Âzlerini kapar, ve d├╝nya birden yok olur,” der. Eski mistikler, yogiler ve kahinler, bilincin k├Âk seviyesinde, bir alan─▒n var oldu─čunu savunmu┼člard─▒r. Aka┼čik alan, bir di─čer deyi┼čle, Aka┼čik kay─▒tlar. B├╝t├╝n bilginin; ge├žmi┼č, ┼čimdi ve gelecekte ya┼čanan t├╝m deneyimlerin, ┼ču anda ve sonsuza dek var olduklar─▒ Bu var olan her ┼čeyin, do─čdu─ču alan ya da matristir. Atom-alt─▒ par├žac─▒klardan galaksilere, y─▒ld─▒zlar, gezegenler ve b├╝t├╝n canl─▒l─▒─ča kadar her ┼čeyin var oldu─ču alan. Hi├žbir ┼čeyi kendi b├╝t├╝nl├╝─č├╝ i├žinde g├Âremezsiniz. ├ž├╝nk├╝ her ┼čey s├╝r├╝s├╝yle titre┼čim katman─▒ndan olu┼čmu┼čtur. S├╝rekli bir bi├žimde de─či┼čmekte ve… Aka┼ča ile bilgi al─▒┼čveri┼činde bulunmaktad─▒r.

Bir a─ča├ž g├╝n ─▒┼č─▒─č─▒n─▒, havay─▒, ya─čmuru, topra─č─▒ i├žer. Bir enerji denizi, a─ča├ž ad─▒n─▒ verdi─čimiz bu ┼čeyin, i├žine ve i├žinden d─▒┼č─▒na akar. D├╝┼č├╝n├╝p duran zihin durgunla┼čt─▒─č─▒nda, ger├žekli─či oldu─ču gibi g├Âr├╝rs├╝n├╝z. T├╝m y├Ânleriyle… A─ča├ž, g├Âky├╝z├╝, yery├╝z├╝, ya─čmur ve y─▒ld─▒zlar birbirlerinden ayr─▒ de─čildir. Ya┼čam ve ├Âl├╝m, ki┼či ve di─čerleri, birbirlerinden ayr─▒ de─čildir. T─▒pk─▒ bir da─č ile vadinin birbirinden ayr─▒lamayaca─č─▒ gibi. K─▒z─▒lderili ve di─čer yerli geleneklerinde, her ┼čeyin bir ruhu oldu─ču, yani bir di─čer deyi┼čle, her ┼čeyin tek bir titre┼čimsel kayna─ča ba─čl─▒ oldu─ču s├Âylenir. Her ┼čeyin i├žinden akan tek bir bilin├ž, tek bir alan, tek bir g├╝├ž vard─▒r. Bu alan varl─▒─č─▒n─▒ senin etraf─▒nda de─čil, seninle B─░RL─░KTE, ve SEN olarak s├╝rd├╝r├╝r.

Evren, “SEN”dir. Yarad─▒l─▒┼č─▒n kendini izledi─či g├Âzler “SEN”sindir. Bir r├╝yan─▒n ard─▒ndan uyand─▒─č─▒nda, r├╝yadaki her ┼čeyin, …asl─▒nda sen oldu─čunu fark edersin. Onu sen yaratm─▒┼čs─▒nd─▒r. S├Âzde ger├žek ya┼čam da bundan farkl─▒ de─čildir. Herkes ve her ┼čey “SEN”sin. Her bir g├Âzden, her bir kayan─▒n alt─▒na, her bir par├žac─▒k vesilesiyle bakan tek bir bilin├ž.

Uluslararas─▒ ara┼čt─▒rma merkezi CERN’de par├žac─▒k fizi─či laboratuar─▒ndaki g├Ârevliler her varl─▒─ča uzanan bu alan─▒, ara┼čt─▒rmaktalar. Ancak i├žlerine bakmak yerine, d─▒┼čar─▒daki fiziksel d├╝nyaya bakmay─▒ tercih ediyorlar. CERN’├╝n ─░svi├žre, Geneva’daki laboratuvar─▒nda g├Ârev alan ara┼čt─▒rmac─▒lar Higgs Bozonu’nu, yani, Tanr─▒ Par├žac─▒─č─▒’n─▒ bulduklar─▒n─▒ a├ž─▒klad─▒lar. Higgs Bozonu deneyleri, uzay─▒n bo┼člu─čunu g├Âr├╝nmez bir enerji alan─▒n─▒n kaplad─▒─č─▒n─▒ bilimsel olarak kan─▒tlad─▒. CERN’├╝n b├╝y├╝k hadron ├žarp─▒┼čt─▒r─▒c─▒s─▒, iki par├žac─▒k demetinin ters istikamette ve neredeyse ─▒┼č─▒k h─▒z─▒nda ilerlerken kavu┼čarak ├žarp─▒┼čt─▒klar─▒, ├ževresi 17 mil uzunlu─čunda olan bir, halkadan olu┼čuyor. Bilimadamlar─▒ ┼čiddetli ├žarp─▒┼čmalar sonucunda, ortaya neler ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ g├Âzlemliyorlar. Standart model, par├žac─▒klar─▒n, nas─▒l k├╝tle kazand─▒klar─▒n─▒ a├ž─▒klayam─▒yor. Her ┼čey titre┼čimden olu┼čmu┼č gibi g├Âr├╝n├╝yor ancak ortada titre┼čecek bir ‘┼čey’ yok.

Sanki gizlice evrenin balesine ayak uydurarak dans eden, g├Âr├╝nmez bir dans├ž─▒, bir g├Âlge gibi. Di─čer t├╝m dans├ž─▒lar, ezelden beri , bu g├Âr├╝nmez dans├ž─▒n─▒n etraf─▒nda dans eder durur. Bu dans─▒n koreografisini g├Âzlemlemeyi ba┼čard─▒k, ancak… o dans├ž─▒y─▒ bug├╝ne kadar hi├ž g├Ârememi┼čtik. S├Âz├╝m ona ”Tanr─▒ Par├žac─▒─č─▒”, evrenin temel malzemesinin nitelikleri, evrenin geni┼člemesine sebep olan b├╝t├╝n o a├ž─▒klanamaz k├╝tle ve enerjiye bir a├ž─▒klama getirebilecek maddenin ├Âz├╝. Ancak Higgs Bozonu’nun ke┼čfi, evrenin do─čas─▒n─▒ ├žok daha gizemli bir evreni a├ž─▒─ča ├ž─▒kararak, bizlere daha da b├╝y├╝k bir gizem sunmu┼č oldu. Bilim, gitgide bilin├ž ile madde aras─▒ndaki, e┼či─če yakla┼č─▒yor. ─░lksel alandan bize bakmakta olan g├Âz, ayn─▒ g├Âzd├╝r.

Alman yazar ve ayd─▒n Wolfgang Von Goethe, ”D├╝nyay─▒ meydana getiren ilksel fenomen, dalgad─▒r.” demi┼čtir. G├Âr├╝n├╝r sesi ara┼čt─▒ran bilim dal─▒na Siyamatik denir. Siyamatik kelimesi, Yunanca dalga ya da titre┼čim anlam─▒na gelen ”cyma” k├Âk├╝nden t├╝remi┼čtir. Dalga fenomenini ciddi anlamda ara┼čt─▒ran ilk bat─▒l─▒ bilimadamlar─▒ndan biri, onsekizinci y├╝zy─▒lda ya┼čam─▒┼č Alman bir m├╝zisyen ve fizik├ži olan, Ernst Chladni’ydi. Chladni, ├╝zerine kum serpti─či metal levhalar─▒, bir keman yay─▒ ile titre┼čtirdi─činde, kumun kendini yeniden d├╝zenleyerek belirli ├Âr├╝nt├╝ler olur┼čturdu─čunu ke┼čfetti. Kumlar, ├╝retilen titre┼čimlerin t├╝r├╝ne g├Âre de─či┼čerek, fakl─▒ ┼čekiller olu┼čturuyorlard─▒. Chladni, bu ┼čekillerin tamam─▒ndan olu┼čan bir katalog d├╝zenledi. Bu ┼čekillere, Chladni Fig├╝rleri ad─▒ verilir. Bu ├Âr├╝nt├╝lerin bir├žo─ču do─čada g├Âzlemlenebilir. Bir kaplumba─čan─▒n kabu─čundaki i┼čaretler, ya da bir leopar─▒n benekleri gibi. Chladni ┼×ekilleri’ni ya da siyamatik ┼čekilleri incelemek, b├╝y├╝k gitar, keman ya da di─čer enstr├╝man ustalar─▒n─▒n, yapt─▒klar─▒ enstr├╝manlar─▒n ses kalitelerini ├Âl├žmek i├žin kulland─▒klar─▒ gizli y├Ântemlerden biridir.

Hans Enny, 1960’l─▒ y─▒llarda ses frekanslar─▒ olu┼čturmak i├žin Chladni’nin ├žal─▒┼čmalar─▒n─▒ ilerletti ve ”Siyamatik” terimini ortaya att─▒. E─čer bir kap suyun i├žinden basit sine dalgalar─▒ ge├žirirseniz, suda olu┼čan ┼čekilleri g├Âzlemleyebilirsiniz. Suyun ├╝zerinde, dalgan─▒n frekans─▒na ba─čl─▒ olarak, de─či┼čik dalga ┼čekilleri olu┼čur. Frekans ne kadar y├╝kselirse, ┼čeklin karma┼č─▒kl─▒─č─▒ o kadar artar. Bu ┼čekiller terkarlanabilirler ve rastgele olu┼čmazlar. G├Âzlemlemeye devam etti─činiz takdirde, titre┼čimin maddeyi nas─▒l da basit ve kendini tekrarlayan dalgalardan, karma┼č─▒k formlara d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝─č├╝n├╝ daha iyi anlars─▒n─▒z. Suyun titre┼čimleri bir Ay├ži├že─či g├Âr├╝n├╝m├╝n├╝ al─▒r Sadece ses frekans─▒n─▒ de─či┼čtirerek, de─či┼čik bir ├Âr├╝nt├╝ elde edebiliriz. Su, olduk├ža gizemli bir maddedir. ┼×artlardan ├žok kolay etkilenebilir. Yani titre┼čimi alarak, onu s├╝rd├╝rebilir. Su, y├╝ksek rezonans kapasitesi, hassasiyeti ve yap─▒sal olarak rezone olmaya meyilli olmas─▒ nedeniyle, her t├╝rl├╝ ses dalgas─▒na, derhal yan─▒t verir. Bitki ve hayvanlar─▒n k├╝tlesinin, b├╝y├╝k ├žo─čunlu─čunu, titre┼čen su ve toprak olu┼čturur. Basit titre┼čimlerin, suda nas─▒l da belirgin ve do─čal ├Âr├╝nt├╝ler olu┼čturdu─čunu g├Âzlemlemek kolayd─▒r ancak, buna kat─▒lar─▒ da ekleyerek genli─či artt─▒rd─▒─č─▒m─▒zda, i┼čler daha da ilgin├ž bir hal almaya ba┼člar. Suya m─▒s─▒r ni┼častas─▒ ekledi─čimizde, daha karma┼č─▒k bir fenomen elde ederiz. Belki de ya┼čam─▒n ilkeleri, do─črudan k├╝├ž├╝k m─▒s─▒r ni┼častas─▒n─▒n, organizmaya benzer bir ┼čekle b├╝r├╝nmesi sayesinde g├Âzlemlenebilir.

B├╝t├╝n b├╝y├╝k dinlerde, evrenin canl─▒l─▒k ilkeleri, tarihin o d├Ânemindeki anlay─▒┼č─▒ yans─▒tan kelimeler ile aktar─▒lm─▒┼čt─▒r. Kolomb ├Âncesi Amerika’da ki en b├╝y├╝k imparatorluk olan ─░nka dilinde ”alpa camasca” s├Âzc├╝─č├╝, tam olarak ”canl─▒ d├╝nya” anlam─▒na gelir ve insan v├╝cudunu belirtmek i├žin kullan─▒l─▒rd─▒. Kabala veya Yahudi mistisizminde, Tanr─▒’n─▒n kutsal isminden bahsederler. Zikredilemeyen isim. Zikredilemez ├ž├╝nk├╝ o isim asl─▒nda her yer olan titre┼čimdir. O, b├╝t├╝n kelimeler, b├╝t├╝n maddelerdir. Her ┼čey, o kutsal kelimedir.

D├Ârt y├╝zl├╝, ├╝├ž boyutta var olabilecek, en basit ┼čekildir. Bir ┼čey,fiziksel bir ger├žekli─či olabilmesi i├žin en az─▒ndan d├Ârt noktaya sahip olmal─▒d─▒r. ├ť├žgen, do─čan─▒n kendi kendine ayakta durabilen, tek ├Âr├╝nt├╝s├╝d├╝r. ”Tetragramaton (d├Ârt harfli)” kelimesi Eski Ahit’te s─▒kl─▒kla, Tanr─▒’n─▒n belli bir alametini belirtmek i├žin kullan─▒l─▒r. Bu, genellikle Tanr─▒’n─▒n s├Âzlerinden ya da Tanr─▒’n─▒n ├Âzel ad─▒, Logos ya da ilksel s├Âzc├╝kten bahsedilirken kullan─▒l─▒rd─▒. Antik uygarl─▒klar evrenin temelinde, d├Ârty├╝zl├╝ ┼čeklin oldu─čunu biliyorlard─▒. Do─ča, bu ┼čekil sayesinde dengeye do─čru meyleden bir temel sergiler: Shiva. Bu temelin de de─či┼čime do─čru meyleden bir temeli vard─▒r: Shakti.

Yeni Ahit’te yer alan Yuhanna ─░ncili’nin, genellikle, ”ba┼člang─▒├žta s├Âz vard─▒” dedi─či kabul edilir. Ancak orjinal metinde kullan─▒lan terim, ”Logos”tu. ─░sa’dan yakla┼č─▒k olarak 500 y─▒l ├Ânce ya┼čayan Yunan Filozof Heraklitos, Logos’tan; temelde bilinemez nitelikte olan bir olgu olarak bahsetmi┼čtir. B├╝t├╝n tekrarlaman─▒n, ├Âr├╝nt├╝n├╝n ve ┼čeklin kayna─č─▒. Heraklitus’un ├Â─čretilerini izleyen Stoa’c─▒ Filozoflar, bu terimi, evrenin t├╝m├╝ne yay─▒lan kutsal canl─▒l─▒k ilkesi ile ba─čda┼čt─▒rd─▒lar. Tasavvuf’ta ise Logos her yerdir ve her ┼čeyin i├žindedir. Yok’un Var’a d├Ân├╝┼čt├╝─č├╝ ┼čey O’dur. Hindu gelene─činde Shiva Nataraja tam olarak, ”dans─▒n lordu” anlam─▒na gelir. B├╝t├╝n kozmos Shiva’n─▒n davullar─▒ e┼čli─činde dans eder. Her ┼čey nab─▒z at─▒┼č─▒ ile i├žeri al─▒n─▒r (a┼č─▒lan─▒r) ve d─▒┼čar─▒ verilir (do─čar). D├╝nya, ancak Shiva dans─▒n─▒ s├╝rd├╝rd├╝k├že evrimle┼čerek de─či┼čmeye devam edebilir. Aksi takdirde ise b├╝z├╝lerek tekrar hi├žli─če geri d├Âner. Shiva, bizlerin bilince tan─▒kl─▒k etmesini temsil ederken, Shakti, d├╝nyan─▒n varl─▒─č─▒ ya da cismidir. Shiva meditasyon yaparken, Shakti onu hareket ettirmeye ve dansa kald─▒rmaya ├žal─▒┼č─▒r. T─▒pk─▒ yin ve yang gibi, dans├ž─▒ ve dans da teklik i├žinde varl─▒─č─▒n─▒ s├╝rd├╝r├╝r. Logos, ayn─▒ zamanda a├ž─▒kta olan ger├žek anlam─▒na gelir. Logos’u bilen, ger├že─či de bilir.

Aka┼ča, karma┼č─▒k yap─▒lar olu┼čturmak ├╝zere, girdaplar halinde d├Ânerken, as─▒l kayna─č─▒ yine kayna─č─▒n kendisinden gizleyebilmek i├žin insan d├╝nyas─▒na bir├žok ├Ârt├╝ katman─▒ getirir. Binlerce y─▒ld─▒r, kutsal bir saklamba├ž oyunu oynar gibi sakland─▒k ve sonunda… oyunun kendisini bile unuttuk. Bir ┼čekilde, bulmam─▒z gereken bir ┼čeyler oldu─čunu unuttuk. Budizm’de ki┼čiye Meditasyon arac─▒l─▒─č─▒ ile do─črudan Logos’u, yani kendi i├žindeki de─či┼čim ya da ge├žicilik alan─▒n─▒ alg─▒lama y├Ântemi ├Â─čretilir. Kendi i├ž d├╝nyan─▒ g├Âzlemlerken, zihin git gide daha yo─čun ve odakl─▒ hale geldik├že, daha ince enerji ve alg─▒lar─▒ g├Âzlemliyor hale gelirsin. ”Annica” ya da alg─▒n─▒n temel seviyesindeki ge├žicili─čin, do─črudan fark edilmesi ile ki┼či, harici ve ge├žici ┼čekillere olan ba─č─▒ml─▒l─▒─č─▒ndan s─▒yr─▒l─▒r. B├╝t├╝n dinlerin ortak temelinde, tek bir titre┼čim alan─▒ oldu─čunu fark etti─čimizde, nas─▒l ”benim dinim” ya da ”bu benim ilksel Om’um” ya da ”benim kuantum alan─▒m” diyebiliriz ki?

D├╝nyam─▒zdaki as─▒l kriz sosyal, politik ya da ekonomik bir bunal─▒m de─čil. Bizim bunal─▒m─▒m─▒z bir bilin├ž buhran─▒, bir ger├žek do─čam─▒z─▒ do─črudan deneyimleyeme yetersizli─čidir. Herkesin ve her ┼čeyin ├Âz├╝nde olan bu do─čay─▒ fark etme yetersizli─či. Budist gelene─činde, i├žindeki Buda do─čas─▒n─▒ uyand─▒rabilmi┼č olan ki┼čiye, ”Bodhisattva” denir. Bir Bodhisattva, yaln─▒zca tek bir bilincin var oldu─čunu fark ederek… evrendeki her varl─▒─č─▒ uyand─▒rmaya yemin eder. Ki┼či kendi ger├žek benli─čini uyand─▒rabilmek i├žin her ┼čeyi uyand─▒rmal─▒d─▒r. ”Evrende say─▒s─▒z bilin├žli varl─▒k vard─▒r. Her birine uyanmalar─▒nda yard─▒m edece─čime ant i├žerim. Kusurlar─▒m t├╝kenmez. Hepsinin ├╝stesinden gelece─čime ant i├žerim. Dharma bilinemez. Bilece─čime ant i├žerim. Uyan─▒┼č yoluna eri┼čilemez. Eri┼čece─čime ant i├žerim.”